Close

İhtilaf ve ittifak

Gerçekten inanan ve kendini bilen insanın ihtilaf ve ittifak anlayışı farklıdır. Aslında belki de bu insan ihtilaf ve ittifak yapmaz. Doğru bildiği yolda ilerlerken başkalarıyla yolları bazen kesişebilir bazen de ayrılabilir. O yolunu biliyor dümdüz ilerliyor fakat başkaları farklı yollardan ilerlediği için böyle bir tablo karşısına çıkıyor. Onun hayatında zigzaglar, döneklikler, farklı yollara sapmalar bulunmamaktadır. İttifak ve ihtilaf kavramları ona başkasının uydurmalarıdır. O doğru bildiği yoldan tek başına kalsa da bu prensibini değiştirmez. Bazen kendi gibi bir avuç insanla kalabildiği gibi bazen de dünya kadar bir kalabalıkla yürüyebilir. Mevsimin kış ya da kavurucu sıcak olması onu çalışmaktan ve yürümekten vazgeçiremez. Yaşadığı zorluklar onu yolculuğundan alı koyamaz. Yolun doğru olduğuna gerçekten inanmayanlar çeşitli mazeretler öne sürebilir. Mevsim sefer için uygun değil, işlerim var diyebilir. O işlerini önce yolculuğa göre ayarlar. Birinci sırası bellidir. Diğerleri tali meşguliyetlerdir.

Gün gelir en yakın göründüğü arkadaşıyla muhalif düşebilir. Ya siz zamanında can dosttunuz diyebilirler. Ama onu tanıyanlar yine bilir ki değişen o değil arkadaşıdır. O yolundan gitme azmini korumaktadır. Bir bakar ki herkes ona düşman görünüyor. Tevekkül eder. Köşesine çekilebilir. Ama aktif bir beklemedir. Bu pes etme değildir. Kimseyle ihtilafa düşmemiştir. Ama yolundan sapmadığı için yalnız kalmıştır. Nitekim zamanında o arkadaşıyla da ittifak kurmamıştı. O zaten doğru bildiğini yapıyordu. Çalışıyordu. Anlatıyordu. Baktı arkadaşı yanında beraber çalışmakta beis görmedi. Çünkü kimseyi dışlamazdı. Sen ötekisin demezdi. İttifak kurmanın olmadığı gibi muhalefet etme de onun kitabında yoktu. Daha doğrusu o sadece hakla ittifak kurar batıla muhalefet ederdi. Doğduğunda da böyleydi. Öleceğin de de böyle olacaktı.

Hal böyle olunca yaşamak onu yordu. Bir zaman baş üstündeyken bir zaman sonra ayaklar altındaydı. Onun referansı beşeri değil ilahiydi. Semaya yüzünü dikiyor. Sadece ondan yardım bekliyordu. Beşer şaşardı. Bu gün doğru dediğine yarın yanlış diyebilirdi. Bugün haram dediğine yarın helal diyebilirdi. Ama haram ve helalin sınırları çizilmişti. Din tamamlanmış ve hüküm verilmişti. Gerisi yorumdu. Kim doğru kim yanlış o gün açığa çıkacaktı. O gün Hakim ismi azamı tecelli edecekti. Bugün hüküm verenlere o gün hüküm verilecekti.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *