Close

Hikayeni paylaş

Sosyal medya hesaplarımızdan sürekli paylaşımlarda bulunuyoruz. Bu paylaşımlar nedense hep güzel anlarımızı gösteriyor. Bilmeyen de hayatın sadece güzel anlardan ibaret olduğunu zanneder. Halbuki, kendimden biliyorum, hayatın acıları mutluluğu baskılar. Bir acı bütün mutlulukları silip süpürebilir (neyse ki insan acıları da unutuyor). Ama bu üzüntülü anlarımızdan hiçbirisini sosyal medya hesabımızdan paylaşmıyoruz. Hani mutluluklar paylaşılarak artar; üzüntüler paylaşılarak azalırdı. Burada bir çelişki var gibi görünüyor. Mutluluğumuzu paylaşıyor ama acılarımızı saklıyor muyuz acaba? Eğer öyle ise insan neyi saklar ki: hatalarını, utancını, zayıflığını, eksikliğini… yani iyi olmayan taraflarını. Dolayısıyla, acaba biz acılarımızı bir eksiklik ve zayıflık olarak mı görüyoruz? Şayet insanın gülen ve ağlayan iki yüzü var ise ve biri görünmüyor ise diğeri nerede?

Evet, insan hayatının önemli bir parçası sanal ortamda görünmüyor. Sanal hayatı bırakıp gerçek hayata baktığımızda neredeyse tam tersi: hastalıklar, kazalar,  musibetler ve kayıplar (ölümler)… o zaman sanal ortam gerçek hayatı yansıtmıyor.  Zaten sahte hesaplar, takma isimler, yanlış görüntüler, yalancı arkadaşlıklar bu fikri desteklemektedir. Gerçek hayatta başka sanal ortamda başka başka insanlar karşımıza çıkıyor. Aaa! Bu insanlar aynı kişiler değiller mi? Bu soru bana bir örneği hatırlattı: biliyorum bu kişi mutsuz ve kaygılı ama sanal ortam paylaşımları hep mutlu görünümde. Bir süre takip ettikten sonra anladım ki, aslında bu kişi kendini iyi hissettikçe paylaşımları artmış. Fotoğraflarından düzeldiğini, iyiye gittiğini anlıyorum. Demek ki paylaşımlarına ara veren insanlar belki de zor dönemler geçiriyor. Asıl bu zamanlarda onların yanında olmalıyız. Halbuki biz onlar bizimle paylaşımlarda bulundukça bizde onlarla paylaşıyoruz.

Sanal ortam zaten gerçek olmayan anlamına gelmektedir. Bu yüzden gördüklerimize hemen inanmayalım. Hatta tam tersini düşünebiliriz. Hikayesini  ne kadar çok  paylaşıyor ise o kadar çelişkilerle dolu olabilir. Başarılarını paylaşanların başarıya özlem duyduğunu, mutluluğunu paylaşanlarında mutluluğa hasret kaldıklarından şüphelenebiliriz. Bu fikri inkar etmek onu yanlışlamaz bilakis  destekleyebilir.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *